Şişmanlık aslında bir sağlık problemidir ...
Bir haftada 5 kilo, iki haftada 10 kilo; birbirinden farklı diyetlerin hemen hepsi aynı şeyi, yani kısa sürede hızlı kilo vermeyi vaat ediyor. Hemen her yaştaki insanın ilgisini çeken diyet listeleri kısa sürede kilo verdirse de aynı kiloların yeniden alınmasını engelleyemiyor.
Şişmanlık, kadın, erkek, genç, yaşlı, hemen herkesin gündeminde bir sağlık sorunu olarak yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir salgın diye tarif edilen şişmanlık, artık estetik bir sorun değil, bir hastalık olarak kabul ediliyor.
Şişmanlık vücut ağırlığının değil, vücuttaki yağ oranının artışı olarak tarif ediliyor. Özellikle karın bölgesinde yağ miktarındaki artış kalp damar hastalıklarına yol açıyor. Karındaki yağların artışı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, tıp dilinde metabolik sendrom olarak adlandırılıyor. Metabolik sendroma bağlı olarak kalp hastalığının ortaya çıkma riski artıyor.
Tıp otoritelerinin şişmanlıkla ilgili hemfikir oldukları ortak görüş ; “Kalp damar hastalıkları obezlerde ölüme yol açan en önemli nedendir. Obezite tansiyon yüksekliğine neden olmakta ve şeker hastalığı gelişmesi riskini artırmaktadır. Obezlerde diyabet gelişme riski normal insanlara göre 80 kat daha fazla. Obezite, sindirim sistemini de etkilemektedir. Yağlı karaciğer, safra kesesi taşları, kadınlarda menopoz sonrası meme kanseri, rahim ve prostat kanseri riskini arttırdığı görünmektedir. Kadınlarda kısırlık gözlenebilmektedir. Obez hastalarda uyku sorunları sıklıkla karşılaşılan problemlerdir.” şeklinde özetlenebilir.
Araştırmalar şişmanlığın kısa süreli tedaviyle çözülebilecek bir sorun olmadığını gösteriyor. Şişmanlığın ömür boyu tedavi gerektirecek kronik bir problem olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir. Bu problemin çözülmesinde öncelikle gerçekçi bir ağırlık hedefi belirlenmelidir. Tedavide ilk basamak yaşam biçiminin değiştirilmesidir. Kişi, yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi, egzersiz ve dışa dönüklüğün arttırılması konusunda desteklenmelidir.Uygulanan diyetler hastaya göre planlanmalıdır. Düzenli egzersiz, özellikle kilo kaybı döneminden sonra ağırlığın başarılı idamesi açısından önemlidir. Bazı hastaların bir psikolog eşliğinde davranış tedavisine alınması gerekebilir. İlaç tedavisi ve cerrahi tedavi de obezitenin tedavisinde sık kullanılan araçlardır. İlaç tedavisi, diyet ve egzersiz ile beklenen kilo kaybı sağlanamayan hastalarda tercih edilmektedir. Günümüzde kullanımı desteklenen ilaçlar, emilimi azaltan ve iştah baskılayıcı ilaçlardır.
Sağlıklı beslenme için günlük 4-9 porsiyon çiğ sebze veya meyve tüketilmelidir. Bol sebze ve meyve tüketiminin kalp sağlığı, kanser, hipertansiyon, diyabet gibi hastalıklardan korunmada ve genellikle hastalığın tedavisinde olumlu etkileri bulunmaktadır. Sağlıklı zayıflama diyetlerinde haftada ortalama 1 - 2 kg olmak üzere ayda 4 - 6 kilo kaybı hedeflenmektedir.
Su, yağların yıkılmasında elzemdir. Bu nedenle su tüketimi ile zayıflama hızı arasında doğru orantı bulunmaktadır. Sağlıklı zayıflama diyetlerinde günde mutlaka 2 litre su tüketilmelidir. Su tüketimi ile barsak hareketleri ve toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılması artmaktadır.
Lifli besinler midedeki sindirimi ve midenin boşalma hızını yavaşlatır ve tokluk hissi oluşturur. Ayrıca barsak hareketlerini arttırırlar. Posanın kan kolesterolünün ve şekerinin dengelenmesinde olumlu etkileri bulunmaktadır. Posa tüm bu yararlı etkilerinde dolayı zayıflama diyetlerinde kullanılmaktadır. Posa zayıflama diyetlerinde ekstra olarak attırılmamalı, sağlıklı beslenme programları 25-30 gram posa içermelidir. Araştırmalar şişmanlık tedavisinin diyetin yanı sıra egzersiz de içermesi gerektiğini, aksi halde verilen kiloların tekrar alınacağını gösteriyor.











